Holokost bağlamında en sık verilen rakam, yaklaşık 6 milyon Yahudi’nin sistematik biçimde öldürüldüğüdür. Bu sayı, Holokost’un ölçeğini simgeler; ancak toplam kayıp, farklı grupları ve farklı bölgeleri de içeren daha geniş bir şiddet rejiminin parçasıdır.
Rakamların “yaklaşık” verilmesinin nedeni, savaş koşullarında kayıt sistemlerinin çökmesi, belgelerin yok edilmesi ve farklı kaynakların farklı metodolojiler kullanmasıdır. Buna rağmen, Holokost’un devlet politikası olarak örgütlendiği ve kitlesel ölçekte uygulandığı yönünde tarih yazımında güçlü bir mutabakat vardır.
Holokost’u yalnız bir sayı olarak değil, bir süreç olarak okumak önemlidir. Gettolaştırma, zorunlu emek, kitlesel infazlar ve imha merkezleri gibi mekanizmalar, şiddetin nasıl ölçeklendiğini gösterir. Modern idarenin bu süreçteki rolü, olayın tarihsel ağırlığını artırır.
Bu kayıplar, savaş sonrası dönemde hukuk ve hafıza politikalarının merkezine yerleşmiştir. Soykırım kavramının uluslararası alanda yerleşmesi, yargılamalar ve insan hakları tartışmaları, Holokost tecrübesinin doğrudan sonuçları arasındadır.
Özetle: 6 milyon rakamı, Holokost’un ölçeğini simgeler; fakat asıl önem, bu ölçeği mümkün kılan kurumsal şiddet mekanizmasını anlamaktır.
Detaylı anlatım: II. Dünya Savaşı’nın Tarihi: Nasıl Başladı ve Sonuçlandı?

