Çin’in II. Dünya Savaşı’ndaki rolü çoğu zaman Avrupa merkezli anlatıların gölgesinde kalsa da, savaşın gerçekten “küresel” olmasını sağlayan ana unsurlardan biridir. Çin cephesi, savaşın insan gücü, kaynak ve stratejik dikkat dağılımı açısından belirleyici bir ağırlık taşır.
Japonya ile Çin arasındaki çatışma 1937’den itibaren genişlemişti; bu, Pasifik savaşının 1941’den sonra aniden ortaya çıkmadığını gösterir. Çin’de süren uzun savaş, Japonya’nın önemli kuvvetlerini bağladı ve stratejik esnekliğini sınırladı.
Çin cephesi aynı zamanda Müttefik stratejisinin Asya boyutunu şekillendirdi. Japonya’nın yayılma kapasitesi, sadece deniz savaşlarıyla değil, kara sahnesindeki bağlayıcı maliyetlerle de sınırlandı. Bu, savaşın “zamanı kimin lehine çalıştığı” sorusuna da etki etti.
Savaş sonrası düzen açısından da Çin’in konumu önemlidir: savaş yıllarında oluşan ittifak ilişkileri ve büyük kayıpların yarattığı toplumsal-siyasal dönüşüm, Asya’nın yeni güç dengelerini etkiledi. Böylece Çin, hem savaşın yükünü taşıyan hem de savaş sonrası rekabetlerin zemininde yer alan bir aktör oldu.
Özetle, Çin cephesi; Japonya’nın kaynak kullanımını sınırlaması, savaşın küresel karakterini güçlendirmesi ve savaş sonrası Asya düzenini etkilemesi nedeniyle ihmal edilemez bir rol oynar.
Detaylı anlatım: II. Dünya Savaşı’nın Tarihi: Nasıl Başladı ve Sonuçlandı?

