II. Dünya Savaşı: Atlantik Konvoyları ve Denizaltı Savaşı

Schutzstaffel

Winston Churchill, savaş boyunca kendisini gerçekten korkutan tek şeyin ‘U-bot tehlikesi’ olduğunu itiraf etmişti. 1939’dan 1945’e kadar süren Atlantik Savaşı, tarihin en uzun, en karmaşık ve en hayati deniz mücadelesiydi. İngiltere bir adaydı ve hayatta kalmak için haftada bir milyon ton ithal malzemeye muhtaçtı. Alman Donanması Komutanı Karl Dönitz’in stratejisi basitti ama ölümcüldü: ‘Tonnaj Savaşı’. Eğer Müttefik gemilerini, yerine yenilerini koyabileceklerinden daha hızlı batırırsa, İngiltere diz çökerdi.

Savaşın ilk yıllarında, ‘Mutlu Zamanlar’ (Die Glückliche Zeit) olarak bilinen dönemde, Alman denizaltıları (U-botlar) Atlantik’te adeta cirit attı. 1942’ye gelindiğinde, Müttefik kayıpları ayda 700.000 tonu aşmıştı. Kurt sürüsü (Wolfpack) taktiğiyle saldıran U-botlar, savunmasız ticaret gemilerini gece karanlığında avlıyordu. Ancak savaşın kaderi, teknoloji ve istihbaratla döndü. İngilizlerin Bletchley Park’ta Enigma şifrelerini kırması (Ultra istihbaratı), konvoyların pusu noktalarından kaçırılmasını sağladı.

Teknolojik kırılma noktası ise 1943 Mayıs’ında, ‘Kara Mayıs’ olarak bilinen ayda yaşandı. Uzun menzilli B-24 Liberator uçakları, santimetre dalga boylu radarlar ve ‘Hedgehog’ adı verilen yeni denizaltı savar silahları sahneye çıktı. O ay 41 Alman denizaltısı batırıldı. Avcı, av haline gelmişti. Dönitz, kayıpların sürdürülemez olduğunu anlayınca sürülerini Kuzey Atlantik’ten geçici olarak çekti.

Atlantik Konvoyları, sadece malzeme taşımadı; Müttefiklerin Avrupa’yı işgal etmesi için gereken orduyu da taşıdı. Yaklaşık 3.500 ticaret gemisinin ve 783 U-botun batığıyla sonuçlanan bu mücadele, lojistiğin modern savaşta cesaret kadar önemli olduğunu kanıtladı. Denizin altındaki bu sessiz savaş kazanılmasaydı, Normandiya Çıkarması asla gerçekleşemezdi.



Detaylı anlatım: II. Dünya Savaşı’nın Tarihi: Nasıl Başladı ve Sonuçlandı?