II. Dünya Savaşı: Guadalcanal ve Pasifik’te Denge Noktası

Schutzstaffel

7 Ağustos 1942’de Amerikan Deniz Piyadeleri, Solomon Adaları’ndaki sıcak, nemli ve sivrisinek dolu bir ada olan Guadalcanal’a ayak bastığında, Pasifik Savaşı’nın yönü değişmek üzereydi. O güne kadar Japon İmparatorluğu sürekli ilerlemiş, Müttefikler ise savunmada kalmıştı. Guadalcanal, ABD’nin ilk büyük kara taarruzu ve Japonya’nın durdurulamaz sanılan ilerleyişine vurulan ilk ‘dur’ ihtarıydı.

Savaşın odak noktası, adadaki yarım kalmış bir Japon havaalanıydı (daha sonra Henderson Field adını aldı). Altı ay süren çatışmalar, modern savaşın karada, denizde ve havada aynı anda yürütülen ‘müşterek harekât’ (joint operation) konseptinin en kanlı örneği oldu. Gündüzleri Amerikan uçakları gökyüzüne hakimken, geceleri Japon donanması (Tokyo Ekspresi) adaya asker ve mühimmat taşıyarak denizi kontrol ediyordu. Adadaki askerler ise sadece düşmanla değil, sıtma, açlık ve orman şartlarıyla da savaştı.

Japon komutanlığı, Amerikan kararlılığını ve lojistik kapasitesini hafife almıştı. Japon askerleri, ‘Banzai’ hücumlarıyla savunma hatlarını yarmaya çalıştı ancak makineli tüfekler ve topçu ateşi karşısında eridi. Denizde ise ‘Savo Adası Muharebesi’ gibi çatışmalarda her iki taraf da ağır gemi kayıpları verdi; bölgeye batan gemilerin çokluğundan dolayı ‘Demir Tabanlı Boğaz’ (Ironbottom Sound) adı verildi.

Şubat 1943’te Japonlar adayı tahliye ettiğinde, Pasifik’teki stratejik inisiyatif kalıcı olarak ABD’ye geçmişti. Japonya, en iyi pilotlarını ve gemilerini bu yıpratma savaşında kaybetti. Guadalcanal, Pasifik Savaşı’nın ‘Stalingrad’ı’ydı; Japon İmparatorluğu için genişlemenin sonu ve savunma savaşının başlangıcıydı.



Detaylı anlatım: II. Dünya Savaşı’nın Tarihi: Nasıl Başladı ve Sonuçlandı?