Temmuz 1945’te liderler Potsdam’da (Berlin yakınlarında) tekrar toplandığında atmosfer tamamen değişmişti. Roosevelt ölmüş, yerini Harry Truman almıştı. Konferansın ortasında Churchill seçimleri kaybedip yerini Clement Attlee’ye bıraktı. Masadaki tek ‘eski kurt’ Stalin’di. Ve en önemlisi, konferans sırasında Truman’a gelen şifreli bir mesaj (‘Bebek doğdu’), ABD’nin atom bombasını başarıyla test ettiğini bildiriyordu.
Bu yeni güç dengesi, Potsdam’ın dilini sertleştirdi. Almanya teslim olmuştu ve şimdi ‘Beş D’ ilkesiyle (Denazifikasyon, Demilitarizasyon, Demokratikleşme, Desentralizasyon ve Dekartelizasyon) yeniden şekillendirilecekti. Ancak Sovyetler ve Batılılar arasında ‘tazminat’ konusu büyük kriz yarattı. Stalin, Alman sanayisini söküp Rusya’ya götürmek istiyor; Batılılar ise Almanya’nın ekonomik olarak tamamen çökmesini (ve komünizme kaymasını) engellemek istiyordu.
Potsdam, Almanya’nın bölünmesinin fiilen kesinleştiği yer oldu. Oder-Neisse hattı, Almanya ile Polonya arasındaki yeni sınır olarak kabul edildi ve milyonlarca Alman’ın doğudan batıya zorunlu göçü onaylandı. Bu, Avrupa tarihinin en büyük demografik hareketlerinden biriydi.
Konferans, Japonya’ya ‘Potsdam Bildirisi’ ile ‘kayıtsız şartsız teslim ol, yoksa ani ve tam bir yıkımla karşılaşacaksın’ çağrısı yaparak sona erdi. Japonya bu çağrıyı reddetti ve ‘yıkım’ (Hiroşima) on gün sonra geldi. Potsdam, savaş zamanı ittifakının bittiği ve süper güç rekabetinin resmen başladığı noktadır.
Detaylı anlatım: II. Dünya Savaşı’nın Tarihi: Nasıl Başladı ve Sonuçlandı?

