II. Dünya Savaşı: Stratejik Bombardıman ve Şehirlerin Hedefe Dönüşmesi

Schutzstaffel

Savaşın başında hava bombardımanı askeri hedeflerle sınırlıydı, ancak bu kural hızla yıkıldı. 1940’ta Almanların Londra’yı bombalaması (The Blitz) ve Rotterdam yıkımı, Müttefiklerin misilleme politikasını tetikledi. İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetleri (RAF) Bombardıman Komutanlığı’nın başına geçen Sir Arthur ‘Bomber’ Harris, acımasız bir matematiksel doktrin geliştirdi: ‘Alan Bombardımanı’ (Area Bombing). O dönemin teknolojisiyle gece nokta atışı yapmak imkansızdı, bu yüzden hedef artık fabrikalar değil, işçilerin yaşadığı şehirlerin tamamıydı. Amaç, Alman moralini kırmak ve üretimi durdurmaktı.

Bu stratejinin en korkunç örneği, Temmuz 1943’teki ‘Gomorrah Harekâtı’nda Hamburg’da yaşandı. İngiliz uçakları yangın bombaları, Amerikan uçakları ise gündüz patlayıcılar attı. Ortaya çıkan ‘ateş fırtınası’ (firestorm), 800 derece sıcaklığa ulaştı, oksijeni emdi ve sığınaklardaki insanları boğarak öldürdü. Yaklaşık 40.000 sivil bir haftada hayatını kaybetti. Benzer bir kaderi 1945 Şubat’ında Dresden yaşadı; barok şehir, savaşın bitmesine aylar kala kül oldu.

Amerikan 8. Hava Kuvvetleri ise gündüzleri ‘Hassas Bombardıman’ (Precision Bombing) yapmayı denedi. B-17 Uçan Kaleleri, Schweinfurt’taki bilye fabrikalarını veya Ploiești’deki petrol rafinerilerini hedef aldı. Ancak Alman avcı uçakları ve uçaksavarları (Flak) karşısında kayıplar o kadar yüksekti ki, uzun menzilli P-51 Mustang avcı uçakları devreye girene kadar bu strateji sürdürülemez hale geldi.

Stratejik bombardıman, Almanya’yı harabeye çevirdi ve Luftwaffe’yi savunma savaşına zorlayarak tüketti. Ancak savaş sonrası yapılan analizler, Alman üretiminin 1944 sonlarına kadar artmaya devam ettiğini gösterdi. Sivil moral ise çökmedi, aksine hayatta kalma güdüsüyle sertleşti. Bombardımanlar savaşı kısalttı mı? Evet. Ancak bedeli, yüz binlerce sivilin ölümü ve Avrupa’nın kültürel mirasının yok olmasıydı.



Detaylı anlatım: II. Dünya Savaşı’nın Tarihi: Nasıl Başladı ve Sonuçlandı?