II. Dünya Savaşı: Tokyo Ateş Bombardımanı ve Sivil Kayıpların Ölçeği

Schutzstaffel

Atom bombaları tarihin hafızasında daha çok yer etse de, II. Dünya Savaşı’nın tek gecede en çok ölüm getiren hava saldırısı nükleer değildi. 9-10 Mart 1945 gecesi, General Curtis LeMay komutasındaki Amerikan B-29 bombardıman uçakları, Tokyo üzerinde ‘Meetinghouse Operasyonu’nu gerçekleştirdi. LeMay, Japon şehirlerinin ahşap ve kağıttan yapıldığını biliyordu ve buna uygun bir silah seçti: Napalm yüklü M-69 yangın bombaları.

O gece Tokyo’ya 1.665 ton yangın bombası yağdı. Şehirde oluşan ateş fırtınası, suları kaynattı, camları eritti ve kaçmaya çalışan insanları nehirlerde bile yakaladı. Yaklaşık 41 kilometrekarelik alan (şehrin dörtte biri) tamamen yandı. Ölü sayısı tahminlere göre 80.000 ila 100.000 arasındaydı; çoğu dumandan boğulmuş veya yanarak can vermişti. Bu sayı, Hiroşima veya Nagazaki’deki anlık ölümlerden daha fazlaydı.

LeMay, bu stratejiyi ‘savaşı kısaltmak’ olarak savundu: ‘Japonya’da masum sivil yoktur, evlerinde uçak parçası üretiyorlar.’ Savaşın son aylarında Japonya’nın 60’tan fazla şehri benzer şekilde yakıldı. Bu saldırılar, Japonya’nın endüstriyel kapasitesini ve toplumsal dokusunu atom bombasından önce zaten çökertmişti.

Tokyo Ateş Bombardımanı, toplam savaşın vardığı en uç noktayı temsil eder. Hedef artık askerler değil, düşman ulusun biyolojik varlığıydı. Savaştan sonra LeMay, ‘Eğer savaşı kaybetseydik, savaş suçlusu olarak yargılanırdık’ diyerek bu eylemlerin hukuki ve ahlaki sınırın ne kadar ötesinde olduğunu itiraf edecekti.



Detaylı anlatım: II. Dünya Savaşı’nın Tarihi: Nasıl Başladı ve Sonuçlandı?