Nazi Almanyası’nın savaş makinesi sadece kömür ve çelikle değil, işgal edilen Avrupa’nın yağmalanan servetiyle de çalışıyordu. ‘Nazi Altınları’ terimi, sadece merkez bankalarından (özellikle Belçika ve Hollanda) çalınan rezervleri değil, toplama kamplarındaki kurbanların dişlerinden sökülen altın dolguları, alyansları ve saatleri de kapsayan kanlı bir serveti ifade eder.
Bu altınlar, İsviçre bankaları üzerinden aklanarak (Reichsbank aracılığıyla) Almanya’nın savaş için ihtiyaç duyduğu tungsten (Portekiz’den) ve bilye (İsveç’ten) gibi hammaddeleri satın almakta kullanıldı. Tarafsız ülkeler, Nazi altınının kaynağını bilmelerine rağmen ticaret yapmaya devam etti. Bu ticaret, Alman savaş ekonomisinin en az bir yıl daha ayakta kalmasını sağladı.
Savaşın sonunda Müttefikler, Almanya’nın derinliklerindeki Merkers Tuz Madeni’nde (Müzelerden çalınan sanat eserleriyle birlikte) tonlarca altın rezervi buldu. General Patton, o madene girdiğinde gördüğü manzara karşısında şok olmuştu: Çuvallar dolusu altın ve yanında toplama kampı kurbanlarına ait yığınla kişisel eşya.
Savaştan sonra bu altınların bir kısmı geri verilse de, büyük bir kısmı (özellikle İsviçre banka hesaplarında kalanlar) on yıllarca tartışma konusu oldu. 1990’larda açılan davalar, bankaların Holokost kurbanlarının hesaplarına el koyduğunu ve varislerine ödeme yapmadığını ortaya çıkardı. Nazi altınları, savaşın en büyük organize soygunuydu.
Detaylı anlatım: II. Dünya Savaşı’nın Tarihi: Nasıl Başladı ve Sonuçlandı?

