Nazi Almanyası’nda direniş sadece silahla değil, bazen bir daktilo ve kağıtla da yapılıyordu. Münih Üniversitesi’nde bir grup öğrenci, ‘Beyaz Gül’ (Die Weiße Rose) adını verdikleri pasif bir direniş örgütü kurdu. Liderleri Hans Scholl ve kız kardeşi Sophie Scholl’du.
Amaçları, Alman halkını Hitler’in suçlarına karşı uyandırmaktı. Bastıkları bildirilerde, Stalingrad’da ölen askerlerin anlamsızlığından ve Yahudilere yapılan katliamlardan bahsediyorlardı. ‘Her halk hak ettiği hükümetle yönetilir’ diyerek Alman vicdanına seslendiler. Bu, totaliter bir rejimde ölümcül bir cesaretti.
18 Şubat 1943’te, Sophie ve Hans üniversite avlusuna bildiri atarken bir hademe tarafından görüldü ve Gestapo’ya ihbar edildi. Sorguda Sophie’ye ‘Yaptığından pişman mısın?’ diye sorulduğunda cevabı netti: ‘Biri başlamalıydı. Bizim yazdıklarımız, başkalarının da düşündüğü ama söylemeye korktuğu şeyler.’
Dört gün sonra, 21 yaşındaki Sophie ve abisi giyotinle idam edildi. Son sözleri ‘Güneş hâlâ parlıyor’ oldu. Savaştan sonra Beyaz Gül, Almanya’da ‘başka bir Almanya’nın’ (vicdanlı ve onurlu) sembolü haline geldi.
Detaylı anlatım: II. Dünya Savaşı’nın Tarihi: Nasıl Başladı ve Sonuçlandı?

