Savaşın bitmesine sadece 12 hafta kalmış, Almanya zaten yenilmişti. Doğu’dan Sovyetler, Batı’dan Müttefikler Almanya’yı sıkıştırmıştı. İşte bu ortamda, 13-15 Şubat 1945’te, tarihi ve kültürel bir mücevher olan, askeri sanayisi sınırlı Dresden şehri hedef alındı. Amaç neydi?
İngiliz ve Amerikan uçakları şehre 3.900 ton yüksek patlayıcı ve yangın bombası attı. Yarattığı ‘ateş fırtınası’, sığınaklardaki oksijeni emdi ve insanları sokaklarda eritti. Ölü sayısı tartışmalıdır (Naziler 200.000 dedi, modern araştırmalar 25.000 diyor) ama ölenlerin çoğu mülteciler, kadınlar ve çocuklardı.
Müttefik komutanlığı, Dresden’in bir demiryolu düğümü olduğunu ve Sovyet ilerleyişine yardım etmek için bombalandığını savundu. Ancak eleştirmenler (hatta Churchill bile sonradan sorguladı), bunun bir ‘terör bombardımanı’ olduğunu, amacın Alman halkına son bir gözdağı vermek olduğunu söyledi.
Yazar Kurt Vonnegut, o sırada Dresden’de bir savaş esiriydi ve ‘Mezbaha No 5’ kitabında o geceyi anlattı: ‘Dresden artık yoktu… Ay yüzeyi gibiydi, sadece mineraller vardı. Taşlar çok sıcaktı. Etraftaki herkes ölmüştü.’ Dresden, ‘haklı savaşın’ içindeki ‘haksız eylem’ tartışmasının sembolü oldu.
Detaylı anlatım: II. Dünya Savaşı’nın Tarihi: Nasıl Başladı ve Sonuçlandı?

