Savaşın büyük bölümünde (1941-1944), Stalin’in Batılı müttefiklerine (Roosevelt ve Churchill) yazdığı mektupların tek bir ana teması vardı: ‘İkinci cepheyi ne zaman açacaksınız?’ Sovyetler Birliği, Doğu Cephesi’nde Alman tümenlerinin %80’i ile tek başına savaşıyor, milyonlarca kayıp veriyordu.
Stalin, İngiliz ve Amerikalıların bilerek ağırdan aldığını, Sovyetlerin ve Nazilerin birbirini tüketmesini beklediğini düşünüyordu. Batılılar ise (özellikle Churchill), 1942’de yapılacak erken bir çıkarmanın (Dieppe Baskını gibi) felaketle sonuçlanacağından korkuyordu. Önce Kuzey Afrika, sonra İtalya (Avrupa’nın yumuşak karnı) denendi ama Stalin bunları ‘gerçek cephe’ saymadı.
Bu gerilim, 1943 Tahran Konferansı’nda zirveye ulaştı. Stalin masaya yumruğunu vurduğunda, Roosevelt 1944 baharı için (Overlord Harekâtı) kesin söz verdi. Normandiya Çıkarması nihayet 6 Haziran 1944’te başladığında, Stalin rahat bir nefes aldı ama Batı’ya olan güvensizliği (Soğuk Savaş’ın tohumları) çoktan kök salmıştı.
Tarihçiler, ‘Eğer ikinci cephe 1942 veya 1943’te açılsaydı savaş daha erken biter miydi?’ sorusunu hâlâ tartışır. Ancak kesin olan şu ki, bu gecikmenin bedelini Sovyet halkı kanıyla ödedi.
Detaylı anlatım: II. Dünya Savaşı’nın Tarihi: Nasıl Başladı ve Sonuçlandı?

