Antik Yunanlılar denizci bir milletti ama denizden ölesiye korkarlardı. Poseidon (Neptün), bu korkunun ve saygının vücut bulmuş halidir. Okyanusun derinliklerinde, altın sarayında yaşayan bu tanrı, Zeus’un gökyüzündeki düzeninin aksine, denizin kaotik, değişken ve yıkıcı doğasını temsil eder. ‘Yeri Sarsan’ (Enosigaios) lakabıyla bilinir; çünkü elindeki üç dişli mızrağı (Trident) yere vurduğunda sadece fırtınalar değil, depremler de yaratır.
Poseidon’un karakteri, yönettiği deniz gibidir: Aniden parlayan, hırçın ve kinci. Odysseus’un, oğlu Tepegöz Polyphemus’u kör etmesi üzerine ona duyduğu öfke, İlyada ve Odysseia destanlarının ana motorudur. Poseidon, Odysseus’u 10 yıl boyunca denizlerde süründürerek, insanın doğa karşısındaki çaresizliğini hatırlatır. O affetmez; tıpkı denizin hatayı affetmediği gibi.
İlginç bir şekilde Poseidon, atların da yaratıcısı ve efendisidir. Dalgaların köpüklü hareketleri ile atların yeleleri arasında kurulan bu metaforik bağ, onun hem deniz hem de kara üzerindeki hakimiyetini gösterir. Atina şehri için Athena ile girdiği yarışmayı kaybetmesi (tuzlu su kaynağına karşı zeytin ağacı), vahşi doğanın (Poseidon) medeniyet (Athena) karşısında boyun eğmesini simgeler. Ancak Atinalılar, deniz ticaretine muhtaç oldukları için Poseidon’u asla ihmal etmemiş, Erechtheion tapınağında ona da yer vermişlerdir.
Sanat tarihinde genellikle kaslı, sakallı ve elinde mızrağıyla, deniz canavarlarının çektiği bir arabada tasvir edilir. Rönesans çeşmelerinde sıkça görülmesi, suyun hayat verici ama aynı zamanda kontrol edilmesi gereken gücünü hatırlatır.
Poseidon, bilinçaltımızın derinliklerini de temsil eder. Denizin altındaki o karanlık, bilinmeyen ve bazen canavarlar (korkular) barındıran dünya, Poseidon’un krallığıdır. O, duyguların taştığı, kontrol edilemeyen öfke ve tutkunun arketipidir.
Detaylı anlatım: Mitolojik Karakterlerin Listesi

