Apollo ve Sanatın Işığı

promet min 1

Apollo, Yunan estetik anlayışının ve erkek güzelliğinin (Kouros) zirvesidir. O kadar çok yönlüdür ki, neredeyse medeniyetin tüm yüksek değerlerini tek başına temsil eder: Güneş (ışık), müzik, şiir, tıp, kehanet ve okçuluk. Elinde liriyle Muslara (ilham perilerine) liderlik ederken sanatın; gümüş yayıyla veba okları atarken ise ölümün efendisidir. Bu ikilik, onun ‘uzaktan vuran’ tanrı doğasını gösterir; hem iyileştirir hem öldürür.

Delfi’deki tapınağı, antik dünyanın en önemli politik ve dini merkeziydi. Krallar savaş açmadan, koloniler kurulmadan önce mutlaka Delfi Kahini’ne (Pythia) danışırlardı. Tapınağın girişindeki ‘Kendini Bil’ (Gnothi Seauton) ve ‘Aşırıya Kaçma’ yazıları, Apollo’nun temsil ettiği ‘ölçülülük’ ve ‘rasyonalite’ felsefesinin temelidir. Nietzsche, ‘Tragedya’nın Doğuşu’ kitabında Apollo’yu ‘düzen, form ve rüya’nın tanrısı olarak, kaosun ve sarhoşluğun tanrısı Dionysos’un karşısına koyar.

Ancak Apollo’nun parlak ışığı yakıcı da olabilir. Aşk hayatı genellikle trajiktir. Daphne, onun aşkından kaçmak için defne ağacına dönüşmüş; Kassandra, aşkını reddettiği için kimsenin inanmadığı bir kahine dönüştürülmüştür. Oğlu Asklepios’u (Tıp tanrısı) öldüren Zeus’un yıldırımlarını yapan Kiklopları öldürmesi, onun intikamcı yönünü gösterir.

Marsyas ile girdiği müzik yarışması, sanatın acımasızlığını simgeler. Kendisinden daha iyi (veya eşit) çaldığını iddia eden Satyr Marsyas’ın derisini canlı canlı yüzmüştür. Bu, ‘yüksek sanat’ın (Apollo’nun liri), ‘ilkel sanat’ (Marsyas’ın flütü) üzerindeki hakimiyet iddiasıdır.

Apollo, kaosun içinden düzen çıkarma arzusudur. Bilimin, aydınlanmanın ve klasik müziğin tanrısıdır. O, karanlığı (cehaleti) oklarıyla ve ışığıyla delen entelektüel güçtür.


Detaylı anlatım: Mitolojik Karakterlerin Listesi