Pandora, Prometheus’un ateşi çalmasına karşılık Zeus’un insanlığa hazırladığı ‘cezadır’. O, ilk kadındır (Havva gibi). Hephaistos onu çamurdan yapmış, Athena giydirmiş, Afrodit güzellik, Hermes ise kurnazlık ve merak vermiştir. Adı ‘Bütün Tanrıların Hediyesi’ anlamına gelir.
Zeus ona çeyiz olarak kapalı bir küp (Pithos – sonradan kutu olarak çevrildi) verir ve ‘asla açma’ der. Ancak içine koyduğu merak duygusuna yenilen Pandora, kutuyu açar. İçinden hastalık, yaşlılık, keder, savaş, kıskançlık gibi o güne kadar insanların bilmediği tüm kötülükler dünyaya yayılır. Pandora korkuyla kapağı kapattığında, dibinde tek bir şey kalır: Umut (Elpis).
Bu mit, genellikle ‘kadın düşmanı’ (misojinist) bir hikaye olarak okunur; kötülüğün kaynağı olarak kadını gösterir. Ancak felsefi olarak, insan hayatının neden acılarla dolu olduğunun (Teodise) antik açıklamasıdır. ‘Altın Çağ’ bitmiş, zorlu insanlık çağı başlamıştır.
Kutuda kalan Umut, en büyük gizemdir. Bazılarına göre umut, insanı işkenceye dayanır kılan son kötülüktür; bazılarına göre ise tanrıların tek merhametidir. Pandora, merakın bedelini ödeyen ama insanlığa direnebilme gücünü de (istemeden) bırakan figürdür.
Bir başka kritik ayrıntı: Antik kaynaklarda açılan şey çoğu zaman modern anlamıyla bir ‘kutu’ değil, büyük bir küptür (pithos). ‘Pandora’nın Kutusu’ ifadesi, sonraki çağların çeviri geleneğiyle yerleşmiştir. Bu küçük dil kayması bile miti değiştirir: Kutu kişisel bir sır gibi algılanır; küp ise toplumsal bir depodur. Pandora efsanesi böylece sadece bireysel merakın değil, toplumun kaderini etkileyen bir eşiğin hikayesine dönüşür.
Detaylı anlatım: Mitolojik Karakterlerin Listesi

