Minotor, popüler kültürde çoğu zaman sadece bir ‘labirent canavarı’ olarak kalır. Oysa Minotor (Asterion), sarayın günahlarının, tanrısal cezaların ve insan arzularının somutlaşmış halidir. Yarı boğa yarı insan bedeni, insanın kendi içindeki hayvani tarafla uzlaşamamasını temsil eder.
Kökeninde Poseidon’un öfkesi vardır: Minos, tanrıya söz verdiği boğayı kurban etmez. Poseidon ceza olarak Pasiphae’yi boğaya aşık eder. Minotor böyle doğar; suçlu kim? Minotor değil. O, yetişkinlerin anlaşmalarının ve ihanetlerinin kurbanıdır.
Daedalus’un yaptığı labirent, canavarı saklamak için değil; sarayın utancını dünyadan gizlemek içindir. Minotor’un labirente kapatılması, toplumun ‘uyumsuz’u hapsetme refleksidir. Şiddet burada iki yönlüdür: Canavarın insanları yemesi kadar, toplumun canavarı yalnızlığa mahkûm etmesi.
Theseus’un onu öldürmesi, Atina’nın özgürleşmesi için anlatı düzeyinde zorunlu bir finaldir. Ancak mitin derininde bir soru kalır: Canavarı öldürmekle sorun çözülür mü, yoksa yeni canavarlar üretilir mi? Theseus’un sonraki hayatındaki hatalar, bu sorunun gölgesidir.
Minotor bugün modern sanat ve psikolojide ‘iç canavar’ metaforuna dönüşmüştür. Labirent, travmanın ve bastırmanın mimarisi; Minotor ise o labirentin merkezindeki yalnızlık ve öfke olarak okunur.
Detaylı anlatım: Mitolojik Karakterlerin Listesi

