Truva Savaşı, mitolojide sadece bir aşk kaçırma hikâyesi değildir; tanrıların insan siyasetine müdahalesinin epik bir sahnesidir. Paris’in Helen’i alması, bir kıvılcımdır; asıl yangını tanrılar taşır. Hera, Athena ve Poseidon Yunanların yanında; Afrodit ve Ares Troyalıların yanında durur.
Savaş, tanrıların rekabetini insan bedenleri üzerinden yürüttüğü bir satranç gibidir. İlyada’da tanrılar dövüşür, yaralanır, birbirini aşağılar. Bu, antik dünyanın tanrılarını insani zaaflarla dolu gösterir: Onlar da kibirlidir, kin tutar, tarafgirlik yapar.
Bu müdahalelerin merkezinde ‘onur’ vardır. Tanrıların onuru ile kralların onuru aynı düzlemde yaşar. Agamemnon’un Aşil’e hakaret etmesi, savaşın gidişatını değiştirir; çünkü onur, ordudan bile güçlüdür. Mit, siyasi düzenin kırılganlığını gösterir.
Truva’nın düşüşü, ahlaki bir dersle biter: Zafer, masumların ölümüyle ödenir. Kadınlar köle edilir, çocuklar öldürülür. Euripides’in ‘Troyalı Kadınlar’ı, epik kahramanlığın ardındaki sivil yıkımı acımasızca sahneye taşır.
Truva anlatısı, Batı’nın savaş edebiyatının ana kaynağıdır. Her yeni savaş, yeniden Truva’ya benzer: Büyük sözler, küçük insanlar, dev yıkımlar.
Detaylı anlatım: Mitolojik Karakterlerin Listesi

