İskandinav mitolojisinin en karmaşık figürü Odin’dir: savaş tanrısı, şairlerin ilham kaynağı, büyücü ve kral. O, Zeus gibi ‘mutlak baba’ değil; bilgi ve güç için sürekli bedel ödeyen bir arayıcıdır. Bu yüzden Odin, Kuzey mitlerinin daha karanlık ve varoluşçu tonunu taşır.
Odin’in en meşhur fedakârlığı, bilgelik kuyusu Mimir’in başında gerçekleşir: Bir yudum bilgi için tek gözünü verir. Böylece tek gözlü Odin imgesi doğar. Bu, bilgeliğin bedava olmadığı; görmenin bir kısmından vazgeçmeden hakikate erişilemeyeceği fikridir.
Bir diğer büyük bedel, Yggdrasil (Dünya Ağacı) üzerinde dokuz gece asılı kalmasıdır. Odin, kendi kendini mızrakla yaralar ve adeta ölümü deneyimler; karşılığında runeleri (yazı/büyü sembolleri) öğrenir. Bu sahne, şamanik bir inisiyasyon ritüeli gibi okunur: Ölüp yeniden doğma, sırra erme.
Odin’in yanında kuzgunları Huginn ve Muninn (Düşünce ve Hafıza) dolaşır; her gün dünyayı gezip haber getirirler. Bu, Odin’in gücünün kasla değil, bilgi toplamayla kurulduğunu gösterir. Valhalla’da (kahraman salonu) ise ölünün ruhlarını (Einherjar) Ragnarok için hazırlar; çünkü Odin, gelecekteki büyük yıkımı bilir ama durduramaz.
Odin miti, Kuzey dünyasının ‘kader’ anlayışını taşır: Bilgi, felaketi önlemez; sadece onu bilerek yürümeyi sağlar. Bu yüzden Odin, bilgelikle lanetlenmiş bir kraldır.
Detaylı anlatım: Mitolojik Karakterlerin Listesi

