Persephone miti, antik dünyanın en etkili “mevsimler neden var?” anlatısıdır. Hikâye, Demeter’in kızı Persephone’nin Yeraltı Dünyası’na kaçırılmasıyla başlar; ama mesele bir “kaçırılma” olayından çok, yaşam ile ölümün nasıl uzlaştığıdır. Yunanlar için doğanın döngüsü, aile dramı üzerinden anlaşılır hale gelir.
Hades’in Persephone’yi alması, birçok antik anlatıda evlilik ritüelinin sert bir biçimi olarak görülür: kız, baba evinden koparılır ve yeni bir düzene taşınır. Demeter’in buna karşı isyanı, insanın doğa üzerindeki beklentilerini tersyüz eder. Tanrıça yas tuttuğunda toprak vermez; kıtlık başlar. Bu, tarım toplumunun en büyük korkusunun mitolojik ifadesidir.
Zeus’un arabuluculuğuyla varılan uzlaşma, mitin çekirdeğidir: Persephone yılın bir kısmını annesiyle, bir kısmını kocasıyla geçirir. Böylece bahar-yaz (kızın dönüşü) ve sonbahar-kış (kızın gidişi) kozmik bir takvime dönüşür. Doğa, bir annenin ruh haline bağlanır; bu, mitolojinin insanileştirici dilidir.
Nar taneleri detayı kritik bir semboldür: Persephone Yeraltı’nda nar yediği için tamamen geri dönemaz. Nar, bereket ve evlilik kadar, ölümle bağ kuran bir meyvedir. Mit, “bir kez ölümle temas edince, artık aynı kişi değilsin” fikrini nar üzerinden kurar.
Persephone, iki dünyanın kraliçesidir: hem baharın gençliği hem yeraltının ciddiyeti. Bu yüzden birçok yorumda o, geçişin (liminal) figürüdür; çocukluktan yetişkinliğe, yaşamdan ölüme, masumiyetten sorumluluğa geçiş.
Detaylı anlatım: Mitolojik Karakterlerin Listesi

