Sisyphus, Yunan mitolojisinde “kurnaz aklın” karanlık yüzünü temsil eder. Korinth kralı olarak tanrıları aldatır, sır saklar, anlaşmaları bozar. Mit, zekânın ahlaktan kopunca sadece bir hile mekanizmasına dönüşebileceğini gösterir.
En ünlü sahnesi, Yeraltı’nda taşı tepeye çıkarma cezasıdır: Taş her seferinde yuvarlanır, Sisyphus yeniden başlar. Bu ceza, fiziksel bir işkenceden çok “anlam”a yönelik bir saldırıdır; hiçbir sonuç üretmeyen emek, ruhu aşındırır.
Sisyphus’un Hades’i bile kandırması, onun mit içindeki rolünü büyütür. Bazı anlatılarda Ölüm’ü (Thanatos) zincirleyerek dünyada kimsenin ölmemesine sebep olur. Bu, düzeni bozar: yaşamın sürmesi için ölümün de var olması gerekir. Tanrılar, sistemin çalışması için Sisyphus’u yeniden yeraltına gönderir.
Albert Camus’nün “Sisifos Söyleni” denemesi, bu miti modern çağın simgesine çevirir: Absürd bir dünyada anlam arayan insan. Camus, Sisifos’u mutlu hayal etmemizi ister; çünkü başkaldırı, sonucu değil, tutumu belirler. Mit, felsefeye dönüşür.
Sisyphus, bugün “tükenmişlik”, “bitmeyen iş”, “bürokratik döngü” gibi modern deneyimlerin metaforudur. Mitoloji burada geçmişi değil, bugünü anlatır: insan bazen taşın değil, tepenin kendisinin değişmesi gerektiğini anlar.
Detaylı anlatım: Mitolojik Karakterlerin Listesi

