Artemis, av tanrıçasıdır; ancak onun avı “katletme” değil, doğayla kurulan bir düzenin parçasıdır. Artemis miti, insanın doğayla ilişkisinde sınır, saygı ve ritüel fikrini taşır. Av, kutsal bir eylemdir; saygısızlık felaket getirir.
Actaeon anlatısı bu sınırın en sert örneğidir: Artemis’i çıplak gören avcı, geyiğe çevrilir ve kendi köpekleri tarafından parçalanır. Burada ceza, görmenin suç olması değildir; sınır ihlalinin cezasıdır. Doğa, mahremdir; zorla bakılamaz.
Artemis’in Iphigenia hikayesindeki rolü, av etiğinden savaş etiğine geçer: Rüzgârı kesip kurban istemesi, “bedel” fikrini dramatize eder. Zafer, bedelsiz gelmez. Antik dünya, insan hırsının doğaya borçlandığını düşünür.
Artemis’in Efes kültü (çok memeli Artemis), onun yalnızca avcı değil, bereketin de yüzü olduğunu gösterir. Yunan panteonu yerel Anadolu tanrıça gelenekleriyle birleşir. Artemis böylece tek bir kimliğe sığmaz; mitler, kültürlerin birleşimidir.
Artemis miti, modern çevre düşüncesinde de okunabilir: doğa bir kaynak değil; sınır koyan bir varlıktır. Artemis, bu sınırın okçusudur.
Detaylı anlatım: Mitolojik Karakterlerin Listesi

