Pygmalion Efsanesi Nedir? Galatea’nın Doğuşu ve İdeal Aşk

promet min 1

Pygmalion efsanesi, özellikle Ovidius’un Metamorfozlar’ında şekillenen bir “yaratma ve aşık olma” hikâyesidir. Kıbrıslı heykeltıraş Pygmalion, insan ilişkilerinden hayal kırıklığına uğrar ve kusursuz bir kadın heykeli yapar. Sonra kendi eserine aşık olur; arzu, sanatla birleşir.

Hikâyenin temel gerilimi, ideal ile gerçek arasındadır. Pygmalion, canlı bir insanın karmaşasını istemez; kontrol edebileceği bir mükemmellik kurar. Mit, bu kontrol arzusunu hem romantik hem rahatsız edici bir noktaya taşır: sevgi, bazen başka birini değil, kendi idealini sevmektir.

Afrodit’in heykeli canlandırmasıyla Galatea doğar. Bu sahne, tanrısal müdahalenin “imkânsız dilek”leri mümkün kıldığı anlardan biridir. Ama aynı zamanda mit, arzunun nesnesini canlı kılınca sorumluluğun da başladığını ima eder: canlı olan, kontrol edilemez.

Pygmalion efsanesi, kültürel olarak “yaratıcı”nın eserine bağımlılığı gibi okunur. Sanatçı, eserinin içine düşebilir; ideal, hayatın yerine geçebilir. Mit, yaratmanın büyüsünü anlatırken bağımlılık riskini de taşır.

Bu yüzden Pygmalion miti modern edebiyat ve sinemada sürekli yeniden üretilir. İdealize etmek, ‘inşa etmek’, birini dönüştürmek… Mit, aşkın bir kısmının aslında kültürel proje olabileceğini söyler.


Detaylı anlatım: Mitolojik Karakterlerin Listesi