19. yüzyılda Rus İmparatorluğu içinde Ukraynaca (o dönemin terminolojisiyle sıkça “Küçük Rusça” diye aşağılayıcı/indirgemeci biçimde anılan dil) üzerine getirilen kısıtlamalar, modern Ukrayna ulusal hareketinin hafızasında kritik bir yer tutar. Dil politikaları, sadece kültürel bir tercih değil; devletin kimlik mühendisliği aracıdır. Bir dilin kamusal alandan çekilmesi, bir toplumun siyasal ufkunun da daralması demektir.
1863 tarihli Valuev Genelgesi, Ukraynaca yayıncılığa yönelik sınırlamalar getiren önemli eşiklerden biridir. Bu tür düzenlemeler, Ukraynaca’nın “ayrı bir dil” değil, Rusçanın bir lehçesi gibi gösterilmesiyle meşrulaştırılmaya çalışıldı. Böylece dil tartışması, doğrudan bir meşruiyet tartışmasına dönüştü: ayrı dil varsa ayrı ulus fikri güçlenebilirdi.
1876 Ems Ukazı ise kısıtlamaları daha da sertleştiren bir adım olarak anılır; Ukraynaca kitapların, sahne eserlerinin ve kamusal kullanımın sınırlandırılması gibi uygulamalar, ulusal hareketin kanallarını daralttı. Dil, okuldan gazeteye, tiyatrodan kamusal törene kadar her alanda bir “giriş kapısı”dır; bu kapı daralınca kimlik örgütlenmesi de zorlaşır.
Bu baskı, paradoksal biçimde ulusal bilinci de keskinleştirebilir. Çünkü yasak, dili “sadece iletişim aracı” olmaktan çıkarıp sembole dönüştürür. 19. yüzyılın sonlarında edebiyat, folklor derlemeleri ve yerel kurumlar, kimliğin ‘sessiz direniş’ alanlarına dönüştü.
Ukrayna dil yasakları, bugün de “kimlik, eğitim ve devlet” tartışmalarında referans verilen bir geçmiş oluşturur. Dil, Ukrayna tarihinde çoğu zaman kültürel bir ayrıntı değil; siyasi bir cephe oldu. Bu yüzden 1863 ve 1876, sadece belge tarihleri değil, bir toplumun hafızasında açılmış çizgilerdir.
Detaylı anlatım: Ukrayna’nın Tarihi: Kiev Ruslarından, Bağımsızlığa ve Bugüne

