1996 Anayasası, bağımsız Ukrayna’nın devlet kurumlarını ve güç dengelerini daha net tanımlayan temel metinlerden biridir. Bağımsızlık ilanı tek başına devlet yaratmaz; devlet, kurum ve hukukla kurulur. Anayasa, bu kurumsallaşma ihtiyacının ürünüdür ve aynı zamanda bir güç paylaşımı pazarlığıdır.
1990’larda Ukrayna, ekonomik kriz, özelleştirme ve siyasi elit rekabeti içinde yönetiliyordu. Bu ortamda anayasa, hem devletin çerçevesini çizmek hem de farklı güç merkezleri arasında “kurallı oyun” üretmek için gerekiyordu. Kurallar olmadan rekabet, kavga üretir.
Anayasanın uygulaması, metnin kendisi kadar önemlidir. Eğer kurumlar zayıfsa, anayasa bir niyet beyanına dönüşebilir. Ukrayna’da yürütme-yasama gerilimleri, başkanlık sistemi tartışmaları ve yargı bağımsızlığı meseleleri, 1996 sonrası dönemde sürekli test edildi. Metin ile pratik arasındaki mesafe, Ukrayna siyasetinin ana hikâyelerinden biridir.
Devlet inşası aynı zamanda kimlik inşasıdır: vatandaşlık, dil, idari yapı ve yerel yönetim gibi başlıklar, anayasal çerçevede sembolik anlam taşır. Ukrayna’da bu sembolik alan, tarihsel baskı deneyimi nedeniyle daha da hassastır. Anayasa, sadece hukuk değil, hafıza düzenidir.
1996 Anayasası, Ukrayna’nın modern devletleşme yolculuğunda bir kilometre taşıdır. Ancak bu yolculuk, bir kez yazılıp bitmez; her büyük kriz, anayasanın nasıl çalışacağını yeniden belirler. Ukrayna’da anayasa, sürekli sınanan bir sözleşme olmaya devam ediyor.
Detaylı anlatım: Ukrayna’nın Tarihi: Kiev Ruslarından, Bağımsızlığa ve Bugüne

