Osmanlı ekonomisi, tarım, ticaret ve zanaat üzerine kuruluydu. Toprak, ekonominin temelini oluşturuyordu ve tımar sistemi, toprak işletmeciliğinin ana yöntemiydi. Tarım ürünleri, hem iç tüketim hem de ihracat için üretiliyordu.
Ticaret, Osmanlı ekonomisinin önemli bir parçasıydı. Osmanlı İmparatorluğu, Avrupa, Asya ve Afrika arasında bir köprü konumundaydı. İpek Yolu ve Baharat Yolu, Osmanlı topraklarından geçiyordu. Bu konum, Osmanlıları ticaret merkezi haline getirdi.
Lonca sistemi, Osmanlı zanaat ve ticaret hayatının temelini oluşturuyordu. Her meslek grubu, kendi loncasına üyeydi. Loncalar, üretim standartlarını belirler, fiyatları kontrol eder ve meslek ahlakını korurdu. Bu sistem, Osmanlı şehirlerinde kaliteli üretim ve adil ticaret sağlıyordu.
Osmanlı para sistemi, akçe (gümüş para) ve altın üzerine kuruluydu. Para basımı, devletin tekelindeydi. Ancak zamanla para değeri düştü ve enflasyon ortaya çıktı. Bu durum, ekonomik istikrarsızlığa neden oldu.
Vergi sistemi, Osmanlı ekonomisinin önemli bir parçasıydı. Öşür (toprak vergisi), cizye (gayrimüslimlerden alınan vergi), gümrük vergileri ve diğer vergiler, devlet gelirlerinin temelini oluşturuyordu. Vergi toplama sistemi, tımar sistemiyle iç içe geçmişti.
Osmanlı ekonomisi, zamanla gerilemeye başladı. Coğrafi keşifler, ticaret yollarının değişmesine neden oldu. Avrupa’nın ekonomik üstünlüğü, Osmanlı ekonomisini zayıflattı. Kapitülasyonlar, Osmanlı ekonomisinin dışa bağımlı hale gelmesine katkıda bulundu.
19. yüzyılda yapılan reformlar, Osmanlı ekonomisini modernleştirmeye çalıştı. Ancak bu reformlar, imparatorluğun ekonomik sorunlarını çözemedi. Dış borçlar, ekonomik krizler ve savaşlar, Osmanlı ekonomisinin çöküşünü hızlandırdı.
