Yunan tarih yazıcılığı, Herodotos ile başladı. Herodotos (M.Ö. 484-425), ‘Tarih’ adlı eseriyle ‘tarihin babası’ olarak kabul edilir. Herodotos, Pers Savaşları’nı anlattı ve Yunanistan’ın çevresindeki halkları inceledi. Herodotos’un eseri, hem tarih hem de coğrafya ve etnografya içeriyordu.
Herodotos, olayları tanrısal müdahalelerle açıklıyordu. Herodotos, efsane ve gerçeği birleştiriyordu. Ancak Herodotos, farklı kaynakları karşılaştırarak gerçeği aramaya çalışıyordu. Herodotos’un eseri, tarih yazıcılığının başlangıcını işaret eder.
Thukydides (M.Ö. 460-400), tarih yazıcılığını bilimsel bir düzeye çıkardı. Thukydides, ‘Peloponnesos Savaşı Tarihi’ adlı eserinde, sadece olayları değil, nedenleri de inceledi. Thukydides, tanrısal müdahaleleri reddetti ve insan faktörlerine odaklandı.
Thukydides, objektif ve analitik bir yaklaşım benimsedi. Thukydides, olayları gözlemledi ve kaynakları eleştirel bir şekilde değerlendirdi. Thukydides, siyasi ve askeri stratejileri analiz etti. Thukydides’in eseri, modern tarih yazıcılığının temelini oluşturur.
Ksenophon (M.Ö. 430-354), Thukydides’in eserini devam ettirdi. Ksenophon, ‘Hellenika’ adlı eserinde, Peloponnesos Savaşı’ndan sonraki dönemi anlattı. Ksenophon, ‘On Binlerin Dönüşü’ adlı eserinde, Pers seferini anlattı. Ksenophon’un eserleri, askeri ve siyasi tarih açısından değerlidir.
Yunan tarih yazıcılığı, modern tarih yazıcılığının temelini oluşturdu. Yunan tarihçileri, objektiflik, analiz ve eleştirel düşünce kavramlarını geliştirdi. Yunan tarih yazıcılığı, bugün hala tarihçiler için önemli bir referans noktasıdır.
Yunan tarih yazıcılığı, sadece olayları kaydetmekle kalmadı, aynı zamanda tarihin anlamını ve önemini sorguladı. Yunan tarihçileri, tarihin tekerrür ettiğini ve insan doğasının değişmediğini düşünüyordu. Bu görüş, modern tarih felsefesini etkiledi.
