ABD’nin II. Dünya Savaşı’na girişi, savaşın küresel güç dengesini kalıcı biçimde değiştirdi. Bu giriş, bir yandan Pasifik’teki çatışmanın doğrudan sonucu, diğer yandan Avrupa savaşının dolaylı baskılarıyla şekillendi.
ABD, savaşın ilk döneminde resmen tarafsız görünse de Müttefiklere ekonomik ve lojistik destek kanallarıyla katkı verdi. Bu, savaşın “arka planında” üretim ve ikmal üzerinden bir pozisyon alındığı anlamına geliyordu. Ancak iç politikada doğrudan savaşa girme konusunda geniş bir konsensüs henüz oluşmamıştı.
7 Aralık 1941’de Japonya’nın Pearl Harbor’a saldırısı, bu dengeyi kırdı. Saldırı, ABD kamuoyunu ve siyaseti hızla mobilize etti; Pasifik’te doğrudan savaş kararı alındı. Sonrasında Avrupa cephesinde de Almanya’ya karşı savaş ilanlarıyla çatışma iki ana sahnede birleşti.
ABD’nin katılımı, askeri kuvvet kadar endüstriyel kapasiteyle de etkili oldu. Gemi, uçak, araç ve mühimmat üretimi; deniz taşımacılığı; kredi ve hammadde akışı gibi unsurlar, Müttefiklerin uzun savaşta dayanıklılığını artırdı. Bu, Mihver açısından “zamanın Müttefikler lehine çalışması” demekti.
Özetle: Pearl Harbor tetikleyici olaydır; fakat ABD’nin etkisi, üretim ve lojistik kapasitenin savaşa tam ölçekli eklemlenmesiyle ortaya çıkmıştır.
Detaylı anlatım: II. Dünya Savaşı’nın Tarihi: Nasıl Başladı ve Sonuçlandı?

