Atina demokrasisi, M.Ö. 6. yüzyılda başlayan bir süreç sonunda gelişti. İlk adımlar, Solon’un reformlarıyla atıldı. Solon, M.Ö. 594’te Atina’nın sosyal ve ekonomik yapısını değiştiren reformlar yaptı. Borç köleliğini kaldırdı, vatandaşları servetlerine göre sınıflandırdı ve halk meclisinin gücünü artırdı.
Kleisthenes, M.Ö. 508’de Atina demokrasisinin gerçek kurucusu oldu. Kleisthenes, Atina’yı coğrafi bölgelere (deme) ayırdı ve bu bölgeleri on kabilede birleştirdi. Bu sistem, aristokratların gücünü kırdı ve halkın siyasi katılımını artırdı. Kleisthenes, ‘ostracism’ (sürgün) sistemini de kurdu.
Perikles dönemi (M.Ö. 461-429), Atina demokrasisinin altın çağıydı. Perikles, halk meclisinin gücünü artırdı ve devlet görevlerine katılımı genişletti. Perikles, devlet görevlerine katılanlara ücret ödenmesini sağladı. Bu reform, fakir vatandaşların da siyasi hayata katılmasını mümkün kıldı.
Atina demokrasisi, doğrudan demokrasiydi. Tüm vatandaşlar, halk meclisinde (ekklesia) oy kullanma hakkına sahipti. Meclis, yasaları çıkarıyor, savaş ve barış kararları alıyordu. Ancak vatandaşlık, sadece Atina doğumlu erkeklere veriliyordu; kadınlar, köleler ve yabancılar vatandaş sayılmıyordu.
Atina demokrasisi, jüri sistemi ve mahkeme yapısıyla da öne çıkıyordu. Vatandaşlar, jüri üyesi olarak görev yapabiliyordu. Bu sistem, adaletin halkın elinde olmasını sağlıyordu. Ancak bu sistem, bazen demagoji ve popülizme de açıktı.
Atina demokrasisi, Peloponnesos Savaşı’ndan sonra zayıfladı. Savaşın yıkıcı etkileri, demokratik kurumları zayıflattı. M.Ö. 4. yüzyılda, Atina demokrasisi yeniden canlandı ancak eski gücüne kavuşamadı.
Atina demokrasisi, modern demokrasinin temelini oluşturdu. Bugünkü demokrasi kavramları, Atina demokrasisinden esinlenmiştir. Ancak modern demokrasi, temsili demokrasiye dayanır ve tüm vatandaşlara eşit haklar tanır.
