Endülüs, müzik ve sanat alanında önemli bir merkezdi. Müslüman, Hristiyan ve Yahudi müzisyenler, birlikte çalışıyordu. Bu işbirliği, Endülüs müziğinin benzersiz karakterini oluşturdu. Endülüs müziği, hem Doğu hem de Batı müzik geleneklerinden besleniyordu.
Endülüs müziği, çeşitli enstrümanlar kullanıyordu. Ud, ney, kanun ve def gibi enstrümanlar, Endülüs müziğinin karakteristik özellikleriydi. Bu enstrümanlar, hem solo hem de grup performanslarında kullanılıyordu. Endülüs müziği, hem vokal hem de enstrümantal müzik içeriyordu.
Şiir ve müzik, Endülüs’te yakından ilişkiliydi. Şairler, şiirlerini müzikle birlikte sunuyordu. Bu birleşim, Endülüs edebiyatının ve müziğinin zenginliğini artırdı. Muvashshah ve zajal gibi şiir türleri, müzikle birlikte icra ediliyordu.
Sanat alanında da Endülüs önemli eserler üretti. Seramik, tekstil, metal işleme ve mimari süslemeler, Endülüs sanatının önemli dallarıydı. Bu sanatlar, karmaşık geometrik desenler ve yazıtlarla karakterize ediliyordu. Endülüs sanatı, hem estetik hem de fonksiyonel bir değere sahipti.
Mimari süslemeler, Endülüs sanatının en önemli örneklerinden biriydi. Alhambra ve Mezquita gibi yapılar, görkemli süslemelerle donatılmıştı. Bu süslemeler, karmaşık geometrik desenler, yazıtlar ve mozaikler içeriyordu. Bu süslemeler, İslam sanatının klasik özelliklerini taşıyordu.
Endülüs müziği ve sanatı, Avrupa’yı etkiledi. Endülüslü müzisyenlerin ve sanatçıların eserleri, Avrupa’da yayıldı. Bu etki, Avrupa müziğinin ve sanatının gelişimine katkıda bulundu. Troubadour müziği, Endülüs müziğinden etkilendi.
Endülüs müziği ve sanatı, İslam kültürünün en zengin dallarından biridir. Bu müzik ve sanat, hem klasik İslam geleneğini sürdürdü hem de yeni formlar ve stiller geliştirdi. Endülüs müziği ve sanatı, bugün hala incelenmekte ve takdir edilmektedir.
Detaylı anlatım: Endülüs: Müslüman İspanya’nın Tarihi

