Roma’nın bin yıllık tarihinde, şehrin kapılarına kadar dayanıp varoluşsal bir korku yaratan en büyük düşman, Kartacalı komutan Hannibal Barca’dır. İkinci Pön Savaşı (M.Ö. 218-201) sırasında, Hannibal’in yaklaşık 40.000 asker ve 37 savaş filiyle İspanya’dan yola çıkıp, karlı Alpleri geçerek İtalya’ya girmesi, antik çağın en cüretkâr askeri manevrasıdır. Bu hamle, Roma’yı kendi evinde, hazırlıksız yakaladı.
Hannibal, İtalya topraklarında Roma ordularını art arda üç büyük savaşta (Trebia, Trasimene Gölü ve Cannae) yok etti. Özellikle M.Ö. 216’daki Cannae Savaşı, askeri taktik tarihinin zirvesidir. Hannibal, sayıca az olan ordusuyla, Roma’nın 80.000 kişilik devasa ordusunu ‘hilal taktiği’ ile kuşatarak bir günde yaklaşık 50.000 Romalıyı (senatörlerin üçte biri dahil) kılıçtan geçirdi. Bu, Roma’nın tek bir günde verdiği en büyük kayıptır.
Ancak Hannibal’in trajedisi, ‘savaş kazanmayı bilip, zaferi kullanamamasıydı’ (komutanı Maharbal’ın sözü). Roma şehrini kuşatacak kuşatma makinelerine (mancınık, koçbaşı) ve lojistik desteğe sahip değildi. Roma, ‘Fabian stratejisi’ni (Fabius Maximus’un oyalama taktiği) benimseyerek Hannibal ile meydan savaşına girmeyi reddetti ve onu İtalya’nın güneyinde yıprattı. Roma’nın insan kaynağı ve müttefikler sistemi (Socii), bu kayıpları telafi edebilecek kadar derindi.
Sonunda genç Romalı general Scipio Africanus, savaşı Kartaca’nın kendi topraklarına, Afrika’ya taşıdı. Hannibal, ülkesini korumak için İtalya’dan ayrılmak zorunda kaldı ve M.Ö. 202’deki Zama Savaşı’nda Scipio’ya yenildi. Bu yenilgi, Kartaca’nın sonunu getirdi ve Roma’yı Akdeniz’in tek süper gücü yaptı.
Hannibal, Roma kolektif hafızasında o kadar derin bir iz bıraktı ki, yüzyıllar sonra bile Romalı anneler yaramazlık yapan çocuklarını ‘Hannibal ad portas!’ (Hannibal kapıda!) diyerek korkuturdu. Onun adı, Roma’nın azmi ve en kötü felaketten bile güçlenerek çıkma yeteneğinin bir hatırlatıcısı oldu.
Detaylı anlatım: Antik Roma İnsanlarının Günlük Yaşamı

