II. Dünya Savaşı: Birleşmiş Milletler’in Kuruluşu ve Yeni Dünya Düzeni

Schutzstaffel

Savaşın dumanları henüz tüterken, Nisan 1945’te San Francisco’da 50 ülkeden temsilciler, ‘gelecek nesilleri savaşın felaketinden korumak’ amacıyla bir araya geldi. Milletler Cemiyeti’nin başarısızlığı ortadaydı; dünya, daha güçlü ve bağlayıcı bir organizasyona muhtaçtı. Birleşmiş Milletler (BM), II. Dünya Savaşı’nın küllerinden doğan en büyük siyasi projeydi.

BM’nin yapısı (Güvenlik Konseyi), savaşın galiplerini (ABD, SSCB, İngiltere, Fransa, Çin) ‘daimi üye’ ve ‘veto yetkisi’ ile ödüllendirdi. Bu, idealizm ile reelpolitiğin birleşimiydi: Büyük güçler sistemin içinde tutulmalıydı, aksi takdirde sistem çalışmazdı. Franklin D. Roosevelt, bu yapının mimarıydı ancak açılışı göremeden öldü.

BM Şartı, insan hakları, ulusların kendi kaderini tayin hakkı ve uluslararası hukuk gibi kavramları küresel norm haline getirdi. Bu ilkeler, sömürge imparatorluklarının çözülmesini ve dekolonizasyon sürecini hızlandırdı. Savaşın galipleri (özellikle İngiltere ve Fransa), kurdukları bu sistemin kendi imparatorluklarının sonunu getireceğini o an tam göremediler.

BM, savaşları tamamen bitiremedi ama III. Dünya Savaşı’nı önleyecek diplomatik zemini sağladı. Dünyanın en kanlı savaşından çıkan en büyük ders, sorunların savaş alanında değil, müzakere masasında çözülmesi gerektiği inancıydı. BM, bu umudun kurumsallaşmış haliydi.


Detaylı anlatım: II. Dünya Savaşı’nın Tarihi: Nasıl Başladı ve Sonuçlandı?