II. Dünya Savaşı: El Alamein Muharebesi ve Afrika’nın Kaderi

Schutzstaffel

Churchill’in o ünlü sözüyle tarihe geçen bir an: ‘El Alamein’den önce zafer yüzü görmemiştik, El Alamein’den sonra ise hiç yenilmedik.’ Kuzey Afrika’nın kavurucu çöllerinde, 1942 sonbaharında yaşanan bu savaş, sadece Mısır’ı veya Süveyş Kanalı’nı değil, savaşın psikolojik ibresini de değiştirdi. Alman General Erwin Rommel (‘Çöl Tilkisi’), lojistik sınırlarını zorlayarak İskenderiye’nin kapısına dayanmıştı; ancak karşısında bu kez farklı bir İngiliz komutan buldu: Bernard Montgomery.

Montgomery, Rommel’in aksine metodik ve temkinliydi. Saldırmak için sayısal üstünlüğü (insan gücünde 2’ye 1, tankta 3’e 1) bekledi. 23 Ekim 1942 gecesi başlayan ‘Lightfoot Operasyonu’nda, 800’den fazla topun aynı anda ateşlenmesiyle çöl aydınlandı. İngilizler, Alman mayın tarlalarını (‘Şeytan Bahçeleri’) piyadelerle temizleyerek tanklarına yol açtı. Rommel o sırada Almanya’da hasta yatağındaydı, cepheye döndüğünde ise yakıtı bitmek üzereydi.

12 gün süren muharebe, saf bir yıpratma savaşıydı. Alman tankları yakıtsızlık nedeniyle hareketsiz kaldı ve İngiliz hava kuvvetleri tarafından avlandı. Rommel, Hitler’in ‘Ya zafer ya ölüm’ emrine rağmen geri çekilmeyi seçti. Bu, Mihver’in Afrika’daki sonunun başlangıcıydı.

El Alamein, Süveyş Kanalı’nı ve Ortadoğu petrollerini Mihver tehdidinden kurtardı. Daha da önemlisi, İngiliz halkına yıllar sonra ilk kez ‘kazanabiliriz’ duygusunu verdi. Çölün tozu dindiğinde, Müttefikler Akdeniz’in güney kıyısında inisiyatifi ele geçirmişti.


Detaylı anlatım: II. Dünya Savaşı’nın Tarihi: Nasıl Başladı ve Sonuçlandı?