II. Dünya Savaşı: Fransa Direnişi (Résistance) ve Jean Moulin

Schutzstaffel

1940’ta Fransa teslim olduğunda, General de Gaulle Londra’dan ‘Özgür Fransa’ çağrısı yaparken, içeride dağınık ve örgütsüz bir direniş (La Résistance) filizleniyordu. Komünistler, Katolikler, sağcılar ve sendikacılar… Başlangıçta birbirine güvenmeyen bu grupları birleştiren kişi, paraşütle Fransa’ya gizlice inen eski bir vali, Jean Moulin’di.

Direnişin silahı sadece tabanca değil; matbaa makineleri, sahte kimlikler ve radyolardı. Tren raylarını sabote ettiler, Alman iletişim hatlarını kestiler ve Müttefiklere hayati istihbarat sağladılar. Ancak bedeli ağırdı; Gestapo ve işbirlikçi Vichy polisi (Milice) her yerdeydi. ‘Gece ve Sis’ kararnamesiyle binlerce direnişçi toplama kamplarına gönderildi.

Jean Moulin, 1943’te Lyon’da (Caluire’de) bir toplantıda ihanet sonucu yakalandı. Gestapo şefi Klaus Barbie (‘Lyon Kasabı’) tarafından günlerce işkence gördü. Moulin, tek bir isim bile vermeden, sırlarıyla birlikte öldü. Onun sessizliği, direnişin hayatta kalmasını sağladı.

Normandiya Çıkarması sırasında Direniş’in sağladığı ‘Plan Vert’ (demiryolu sabotajları), Alman takviyelerinin cepheye ulaşmasını günlerce geciktirdi. Eisenhower, Direniş’in katkısının ’15 tümen gücünde’ olduğunu söyledi. Fransa kendi onurunu, Müttefik tanklarının arkasında değil, Moulin ve isimsiz kahramanlarının fedakarlığıyla kurtardı.


Detaylı anlatım: II. Dünya Savaşı’nın Tarihi: Nasıl Başladı ve Sonuçlandı?