II. Dünya Savaşı: Island Hopping (Ada Atlama) Stratejisi

Schutzstaffel

Pasifik Okyanusu’nun uçsuz bucaksız coğrafyasında Japonya’yı yenmek için ABD, geleneksel savaş tarihinde görülmemiş bir strateji geliştirdi: ‘Ada Atlama’ (Island Hopping). General Douglas MacArthur ve Amiral Chester Nimitz tarafından uygulanan bu stratejinin mantığı zekiceydi: Japonların tahkim ettiği her adayı tek tek ele geçirmek yerine, sadece stratejik öneme sahip (havaalanı veya limanı olan) adaları al, diğerlerini pas geç ve arkada bırak.

Bu strateji, Japon garnizonlarını açlığa ve izole olmaya mahkum etti. Rabaul gibi, yüz bin Japon askerinin bulunduğu devasa üsler, etrafındaki adalar alınıp deniz/hava ablukasına alınınca savaş dışı kaldı. Hiçbir mermi atılmadan etkisiz hale getirildiler. Bu yaklaşım, Amerikan kayıplarını azalttı ve operasyon hızını artırdı. Hedef, Japon ana karasına B-29 bombardıman uçaklarının ulaşabileceği menzile (örneğin Mariana Adaları’na) en kısa sürede varmaktı.

Ancak ‘atlanan’ adaların dışında kalan hedef adalar (Tarawa, Saipan, Iwo Jima) için verilen mücadeleler korkunçtu. Japon savunma doktrini, ‘kıyıda durdurmak’tan ‘içeride yıpratmak’a dönmüştü. Mağaralar, tüneller ve intihar taktikleri, her adayı bir kaleye çevirdi. Tarawa’da sular çekilince resiflerde mahsur kalan deniz piyadeleri, yoğun ateş altında kıyıya çıkmaya çalışırken Pasifik Savaşı’nın en kanlı sahnelerinden birini yaşadı.

Ada atlama stratejisi, lojistik bir mucizeydi. Yüzlerce gemiden oluşan seyyar üsler, yüzer havuzlar ve inşaat taburları (Seabees), ele geçirilen bir adayı günler içinde işler bir hava üssüne dönüştürüyordu. Bu strateji sayesinde Müttefikler, 1945’e gelindiğinde Tokyo’nun kapısına dayanmayı başardı.



Detaylı anlatım: II. Dünya Savaşı’nın Tarihi: Nasıl Başladı ve Sonuçlandı?