1943 yazı, ‘Mare Nostrum’ (Bizim Deniz) hayalleri kuran Faşist İtalya için sonun başlangıcıydı. Müttefiklerin Sicilya’ya çıkması ve Roma’yı bombalaması, İtalyan halkının ve bizzat Faşist Parti’nin sabrını taşırmıştı. 24 Temmuz 1943 gecesi, Faşist Büyük Konsey toplantısında, Benito Mussolini kendi kurduğu parti tarafından görevden alındı. Ertesi gün Kral III. Vittorio Emanuele tarafından tutuklanıp bir ambulansla kaçırıldığında, 21 yıllık diktatörlük sessizce çökmüştü.
Yeni İtalyan hükümeti, Mareşal Badoglio liderliğinde gizlice Müttefiklerle ateşkes görüşmelerine başladı. 8 Eylül’de ateşkes ilan edildiğinde, Almanya buna hazırlıklıydı. Hitler, müttefikinin ‘ihanetini’ önceden sezmiş ve ‘Eksen Operasyonu’ (Operation Achse) ile İtalya’yı işgal planını devreye sokmuştu. İtalyan ordusu, emir komuta zinciri kopmuş halde, ne yapacağını bilemezken Alman birlikleri tarafından hızla silahsızlandırıldı. Dün müttefik olanlar, bugün düşman olmuştu.
İtalya’nın savaştan çekilmesi barış getirmedi; aksine ülkeyi kanlı bir iç savaşa sürükledi. Kuzeyde Mussolini (Alman komandosu Otto Skorzeny tarafından kurtarıldıktan sonra) kukla bir ‘Salò Cumhuriyeti’ kurarken, güneyde Müttefikler ilerlemeye çalışıyordu. İtalyan partizanlar, Alman işgaline ve faşist kalıntılara karşı dağlarda sert bir direniş başlattı.
Monte Cassino gibi sarp savunma hatları, Müttefiklerin Roma’ya ilerleyişini aylarca durdurdu. İtalya cephesi, Churchill’in umduğu gibi ‘Avrupa’nın yumuşak karnı’ olmadığını kanıtladı; aksine sarp dağlar ve inatçı Alman savunmasıyla dolu zorlu bir cepheydi. Ancak Mussolini’nin düşüşü, Mihver İttifakı’nın siyasi olarak çöktüğünün ilk büyük işaretiydi.
Detaylı anlatım: II. Dünya Savaşı’nın Tarihi: Nasıl Başladı ve Sonuçlandı?

