8 Eylül 1941’de Alman Ordusu, Leningrad’ın (bugünkü St. Petersburg) kara bağlantısını kestiğinde, tarihin en ölümcül kuşatmalarından biri başladı. Hitler’in emri şehri almak değil, ‘açlıktan öldürerek yok etmek’ti. Kuşatma tam 872 gün sürdü. Bu süre zarfında şehirde yaşananlar, insan dayanıklılığının ve trajedinin sınırlarını zorladı.
1941-1942 kışı en karanlık dönemdi. Sıcaklık -40 dereceye düştü, yakıt bitti, elektrik kesildi. Günlük ekmek istihkakı işçiler için 250 grama, siviller için 125 grama (içinde talaş ve tutkal karışımı olan bir hamur) düştü. İnsanlar evcil hayvanları, kuşları, hatta duvar kağıdı yapıştırıcılarını yedi. Şehirde yamyamlık vakaları rapor edildi. Sadece açlıktan ölenlerin sayısı 600.000’i geçti (toplam sivil kaybı 1 milyonun üzerindeydi).
Ancak Leningrad teslim olmadı. Donmuş Ladoga Gölü üzerinden kurulan ‘Yaşam Yolu’ (Road of Life), şehre gıda getirip sivilleri tahliye etmek için tek damardı. Kamyonlar buzun kırılma riskine rağmen gece gündüz çalıştı. Dmitri Şostakoviç, kuşatma altındaki şehirde 7. Senfoni’sini (Leningrad Senfonisi) besteledi ve bu eser hoparlörlerle Alman hatlarına dinletildi: ‘Hâlâ hayattayız.’
Leningrad Kuşatması, Sovyet halkının Nazi işgaline karşı direnişinin sembolü oldu. Ödenen bedel, ABD ve İngiltere’nin tüm savaş boyunca verdiği toplam kayıptan fazlaydı. Şehir, ‘Kahraman Şehir’ unvanını kanıyla kazandı.
Detaylı anlatım: II. Dünya Savaşı’nın Tarihi: Nasıl Başladı ve Sonuçlandı?

