Lojistik, II. Dünya Savaşı’nda “savaşın görünmeyen omurgasıdır”. Cephedeki başarı, çoğu zaman yakıt, mühimmat, yedek parça, yiyecek ve ulaşım kapasitesinin sürdürülebilirliğine bağlıdır.
Savaş uzadıkça lojistiğin önemi artar; çünkü mesafeler uzar, hatlar kırılganlaşır ve üretim baskısı büyür. Özellikle Doğu Cephesi gibi geniş coğrafyalarda ikmal sürekliliği sağlanamadığında, en güçlü birlikler bile hareket kabiliyetini kaybedebilir.
Lojistik sadece malzeme taşımak değildir; planlama, depolama, bakım-onarım ve ulaşım ağlarının güvenliği gibi katmanları vardır. Deniz yolları, demiryolları, limanlar ve enerji altyapısı, savaşın stratejik hedeflerine dönüşür. Bu yüzden bombardımanların ve deniz savaşlarının önemli kısmı lojistik düğümler etrafında şekillenir.
Müttefiklerin uzun savaşta üstünlük kurmasında, lojistik kapasite ve üretim senkronu kritik rol oynadı. Çok cepheli baskıyı sürdürebilmeleri, büyük ölçüde bu “arka plan” kapasitesine dayanıyordu. Mihver için ise lojistik kısıtlar, zamanla stratejik kırılganlığa dönüştü.
Özetle, lojistik; savaşın temposunu, manevra kapasitesini ve uzun vadeli dayanıklılığı belirlediği için II. Dünya Savaşı’nın sonucunda merkezi bir etkendir.
Detaylı anlatım: II. Dünya Savaşı’nın Tarihi: Nasıl Başladı ve Sonuçlandı?

