Propaganda, II. Dünya Savaşı’nda “yardımcı” bir unsur değil, savaşın bizzat yürütülme biçimlerinden biridir. Savaş uzadıkça devletler, sadece cephede değil; moral, üretim disiplini ve toplumsal rıza alanında da mücadele etmek zorunda kaldı.
Propaganda, seferberliği sürdürülebilir kılmayı hedefler: fedakârlığı meşrulaştırır, kayıpları anlamlandırır ve düşmanı “mutlak tehdit” olarak tanımlar. Bu, hem askerî moral hem de sivil dayanıklılık açısından belirleyicidir.
Aynı zamanda propaganda, işgal ve direniş gibi dinamiklerde de rol oynar. İşgal yönetimleri, kontrolü meşrulaştırmak için propaganda üretirken; direniş ağları da alternatif bilgi ve moral kanalları kurmaya çalışır. Bilgi savaşı, fiziksel savaşla iç içe geçer.
Propagandanın bir başka boyutu, dış politikadır: ittifakların yönetimi, tarafsız ülkeler üzerinde baskı ve uluslararası kamuoyu, anlatı üzerinden şekillendirilebilir. Bu nedenle propaganda, savaşın küresel sahnesinde de stratejik bir araçtır.
Özetle propaganda; seferberliği sürdürme, düşman tanımı kurma ve iç/dış kamuoyunu yönetme üzerinden savaşın sonucunu etkileyen ana mekanizmalardan biridir.
Detaylı anlatım: II. Dünya Savaşı’nın Tarihi: Nasıl Başladı ve Sonuçlandı?

