Toplama kamplarının 1930’larda kurulması, Nazi rejiminin iktidarını pekiştirme ve toplumu yeniden şekillendirme stratejisinin bir parçasıdır. Bu kamplar, savaş başlamadan önce de muhalefetin bastırılması, korku üretimi ve “istenmeyen” grupların kontrol altına alınması için kullanılmıştır.
Kamp sistemi, sadece fiziksel bir gözaltı mekânı değil; aynı zamanda siyasal bir mesajdır: Devletin sınırsız cezalandırma kapasitesi, toplumsal alanı disipline eder. Bu disiplin, propaganda ve hukuki düzenlemelerle birleştiğinde rejimin yönetim kapasitesini güçlendirir.
Savaşla birlikte kamp sistemi farklı biçimlere evrildi: zorunlu emek, kitlesel tutuklamalar ve bazı bölgelerde imha süreçleriyle iç içe geçti. Bu, savaşın “ideolojik şiddet” boyutunun kurumsallaşmasının en somut göstergelerinden biridir.
1930’larda kamp kurulumunun önemi, Holokost gibi süreçlerin bir anda ortaya çıkmadığını göstermesidir. Altyapı, kurumlar ve şiddet pratikleri daha önce inşa edilmiş; savaşın koşulları bu kapasiteyi genişletmiştir.
Özetle: Toplama kampları, savaş öncesi dönemde siyasal baskı aracıyken, savaş yıllarında şiddetin ölçeklenmesinde merkezi bir role taşınmıştır.
Detaylı anlatım: II. Dünya Savaşı’nın Tarihi: Nasıl Başladı ve Sonuçlandı?

