Sumo, sadece şişman adamların birbirini ittiği bir spor değildir; Şintoizmin ritüel halidir. Ringin (Dohyo) üzerindeki çatı, bir Şinto tapınağını simgeler. Güreşçilerin (Rikishi) maça başlamadan önce yere tuz atması, ringi kötü ruhlardan arındırmak içindir.
Tarihsel olarak sumo, hasat zamanı tanrıları eğlendirmek ve bereket dilemek için yapılırdı. Bu yüzden hakem (Gyoji), bir Şinto rahibi gibi giyinir ve belinde bir hançer taşır (kararı yanlış verirse seppuku yapmak için – sembolik olarak).
Sumo dünyası, Japonya’nın en hiyerarşik yapısıdır. Alt seviye güreşçiler, şampiyonların (Yokozuna) yemeğini pişirir, sırtını keseler ve emirlerine uyar. ‘Chanko Nabe’ (protein bombası güveç) yiyerek ve öğle uykusuna yatarak kilo alırlar.
Son yıllarda Moğol güreşçilerin (Hakuho gibi) sporu domine etmesi, ‘Japon ruhu ölüyor mu?’ tartışması yaratsa da, sumo hala Japonya’nın ‘ulusal sporu’ ve yaşayan tarihidir.
Detaylı anlatım: Japonya’nın Tarihi: Kuruluşundan Orta Çağ Dönemine Kadar

