1894’te Kore üzerindeki nüfuz mücadelesi, Japonya ile Çin’i (Qing Hanedanı) karşı karşıya getirdi. Dünya, ‘uyuyan dev’ Çin’in, ‘küçük ada’ Japonya’yı ezeceğini düşünüyordu. Ancak sonuç tam tersi oldu. Modern Japon ordusu ve donanması, hantal Çin kuvvetlerini karada ve denizde (Yalu Nehri Savaşı) perişan etti.
Bu zafer, Japonya’nın ‘Meiji sınavını’ geçtiğinin kanıtıydı. Çin, aşağılayıcı Şimonoseki Antlaşması’nı imzalayarak Tayvan’ı Japonya’ya verdi ve Kore’den çekildi. Asya’nın bin yıllık ‘Ağabeyi’ (Çin) devrilmiş, yerine genç ve agresif ‘Kardeş’ (Japonya) geçmişti.
Savaşın en çarpıcı anı, Japon askerlerinin modern disiplinle savaşırken, Çinli askerlerin hala afyon bağımlılığı ve eski silahlarla mücadele etmesiydi. Bu savaş, Japon halkında tehlikeli bir özgüven patlamasına ve Çinlilere karşı küçümseyici bir ırkçılığa yol açtı.
Ancak zaferin tadı kursakta kaldı. Rusya, Almanya ve Fransa (Üçlü Müdahale), Japonya’yı kazandığı toprakların bir kısmını (Liaodong Yarımadası) geri vermeye zorladı. Japonya boyun eğdi ama bunu asla unutmadı. ‘Gashin Shotan’ (Zorluklara Katlanarak İntikamı Beklemek) sloganıyla Rusya ile savaşmak için silahlanmaya başladılar.
Bu savaş, Japon emperyalizminin doğuşudur. Japonya, sömürge olmaktan kurtulmanın tek yolunun, sömürgeci olmak olduğuna karar vermişti.
Detaylı anlatım: Japonya’nın Tarihi: Kuruluşundan Orta Çağ Dönemine Kadar

