1 Eylül 1923 öğle vakti, Tokyo ve Yokohama 7.9 büyüklüğünde bir depremle sarsıldı. Öğle yemeği saati olduğu için ocaklarda yanan ateşler, yıkılan ahşap evleri tutuşturdu. Şehirde devasa ateş fırtınaları oluştu; 40.000 kişi sadece bir meydanda (Honjo) yanarak öldü.
Toplam ölü sayısı 140.000’i geçti. Tokyo yerle bir oldu. Ancak felaketin ardından gelen toplumsal histeri daha korkunçtu. ‘Koreliler kuyuları zehirliyor, yangın çıkarıyor’ dedikodusu yayıldı. Polis ve sivil linç çeteleri, binlerce Koreliyi ve Çinliyi sokak ortasında katletti (Kanto Katliamı).
Bu felaket, Japon ekonomisine büyük darbe vurdu. Yeniden inşa için ‘Deprem Bonoları’ basıldı, bu da bankacılık krizini tetikledi. Siyasi olarak ise deprem, ‘ilahi bir ceza’ olarak yorumlandı. Aşırı sağcılar, ‘Batılılaşma ve yozlaşma yüzünden tanrılar bizi cezalandırdı’ diyerek halkı militarizme yönlendirdi.
Kanto Depremi, liberalizmin tabutuna çakılan bir çiviydi. Kaos ortamında düzeni sağlayan tek güç orduydu ve halk, güvenliği özgürlüğe tercih etmeye başladı. Yıkılan Tokyo, daha modern ama daha otoriter bir şehir olarak yeniden kuruldu.
Detaylı anlatım: Japonya’nın Tarihi: Kuruluşundan Orta Çağ Dönemine Kadar

