710 yılında kurulan Nara (Heijo-kyo), Japonya’nın ilk gerçek başkentiydi. Ondan önce başkent, imparator öldüğünde ‘ölüm kirliliği’ (kegare) nedeniyle sürekli taşınırdı. Budizm’in etkisiyle bu tabu yıkıldı ve Nara, İpek Yolu’nun doğudaki son durağı haline geldi.
Nara dönemi, Budizm’in devlet dini olduğu ve sarayın tapınaklara servet akıttığı bir zamandı. İmparator Shomu, salgın hastalıkları ve felaketleri durdurmak için devasa Todai-ji tapınağını inşa ettirdi ve içine 15 metre yüksekliğinde bronz bir Büyük Buda (Daibutsu) dikti. Bu proje o kadar pahalıydı ki, Japonya’nın bakır rezervlerini tüketti ve ekonomiyi iflasın eşiğine getirdi.
Bu dönem aynı zamanda Japon edebiyatının doğuşudur. ‘Kojiki’ ve ‘Nihon Shoki’ (tarih kronikleri) yazılarak imparatorluk ailesinin mitolojik kökenleri kayıt altına alındı. ‘Manyoshu’ (On Bin Yaprak Derlemesi) ise imparatorlardan köylülere kadar herkesin şiirlerinin toplandığı eşsiz bir antolojidir.
Ancak Nara’da Budist rahipler (örneğin Dokyo) o kadar güçlendi ki, tahtı ele geçirmeye çalıştılar. Bu tehdit, imparatorluk sarayının Nara’yı terk edip yeni bir başkent (Heian-kyo / Kyoto) kurmasına neden olacaktı.
Detaylı anlatım: Japonya’nın Tarihi: Kuruluşundan Orta Çağ Dönemine Kadar

