1467’de, Şogun’un halefinin kim olacağı üzerine çıkan bir aile kavgası, 10 yıl sürecek ve Kyoto’yu harabeye çevirecek bir iç savaşa (Onin Savaşı) dönüştü. İki büyük klan (Hosokawa ve Yamana), başkentin sokaklarında on binlerce askerle çatıştı.
Onin Savaşı’nın kazananı olmadı ama kaybedeni çoktu: Kyoto yandı, tapınaklar yağmalandı, aristokrasi (Kuge) servetini kaybedip taşraya kaçtı. Şogun’un otoritesi tamamen sıfırlandı. Artık ‘Gekokujo’ (aşağının yukarıyı devirmesi) çağı başlamıştı; yetenekli olan herkes efendisini devirip toprak sahibi olabilirdi.
Bu savaş, ‘Sengoku Jidai’ (Savaşan Devletler Dönemi) denilen 100 yıllık kaosun başlangıcıydı. Japonya onlarca küçük devlete bölündü. Sadakat değil, güç ve ihanet geçer akçeydi.
Kyoto’nun külleri arasından yeni bir kültür doğdu: Çay seremonisi ustaları, savaştan kaçıp çay evlerinin (Wabi-sabi) sadeliğine sığındı. Kaos, Japon estetiğindeki melankoliyi derinleştirdi.
Detaylı anlatım: Japonya’nın Tarihi: Kuruluşundan Orta Çağ Dönemine Kadar

