Meiji hükümeti, sanayileşmek için sermayesi veya burjuva sınıfı olmadığını biliyordu. Bu yüzden devlet, fabrikaları (tersane, maden, tekstil) bizzat kurdu ve işler hale gelince bunları yok pahasına güvendiği tüccar ailelere sattı. Böylece ‘Zaibatsu’ (Finansal Klik) adı verilen devasa aile holdingleri doğdu: Mitsubishi, Mitsui, Sumitomo ve Yasuda.
Zaibatsu’lar, devlet ile iç içe geçmiş bir kapitalizm modeliydi. Hükümet neye ihtiyaç duyarsa (gemi, top, tren), Zaibatsu onu üretirdi. Karşılığında devletten teşvik ve koruma alırlardı. Örneğin Mitsubishi, devletten aldığı gemilerle deniz taşımacılığı tekelini kurdu ve Japonya’nın ihracatını sırtladı.
Bu sistem, Japonya’nın kaynakları kıt olmasına rağmen hızla ağır sanayiye geçmesini sağladı. Köylü kızları ipek fabrikalarında, erkekler kömür madenlerinde askeri bir disiplinle çalıştırıldı. ‘Ülke için çalışmak’ propagandası, işçi haklarının bastırılmasında kullanıldı.
II. Dünya Savaşı’nda Japon savaş makinesini (Zero uçaklarını Mitsubishi, tankları Sumitomo) bu şirketler üretti. Savaştan sonra ABD bunları dağıtmaya çalıştı ama ‘Keiretsu’ adıyla yeniden birleştiler. Bugün bile Japon ekonomisinin omurgasını bu eski aile şirketlerinin mirası oluşturur.
Zaibatsu modeli, Güney Kore’nin ‘Chaebol’lerine de ilham verdi. Asya’nın ‘devlet güdümlü kalkınma’ modelinin (Developmental State) prototipi, Meiji dönemi Japonya’sında bu şirketlerle yazıldı.
Detaylı anlatım: Japonya’nın Tarihi: Kuruluşundan Orta Çağ Dönemine Kadar

