2014’te Kırım’ın ilhakı, Ukrayna’nın Sovyet sonrası döneminde yaşadığı en büyük toprak bütünlüğü krizlerinden biridir. Euromaidan sonrası siyasi belirsizlik ortamı, güvenlik dengelerini zayıflattı ve Kırım, hızla jeopolitik bir çekişme alanına dönüştü. Bu olay, Ukrayna’nın güvenlik stratejisinde kalıcı bir kırılma yarattı.
Kırım’ın stratejik önemi, Karadeniz’deki askeri dengeler ve üsler üzerinden daha da artar. Yarımada, sadece bir “toprak parçası” değil; deniz kontrolü, lojistik ve bölgesel güç projeksiyonu anlamına gelir. Bu nedenle Kırım, tarih boyunca farklı imparatorlukların da odağında olmuş bir coğrafyadır.
İlhak süreci, uluslararası hukuk ve meşruiyet tartışmalarını da beraberinde getirdi. Ukrayna açısından bu, sınırların zorla değiştirilmesi anlamına gelirken, Rusya farklı tarihsel ve siyasi argümanlar üretti. Bu tür krizlerde tarih, çoğu zaman ‘delil’ gibi kullanılır; fakat tarih, mahkemeden çok politika alanıdır.
Kırım meselesi, Kırım Tatarları gibi toplulukların hak ve güvenlik kaygılarını da öne çıkardı. Büyük güçlerin mücadelesi, yerel toplulukların hayatında çok somut sonuçlar üretir. Kırım, bu nedenle sadece devletlerarası bir dosya değil, insan hayatı dosyasıdır.
2014 Kırım ilhakı, Ukrayna’nın dış politika yönelimini ve güvenlik algısını radikal biçimde değiştirdi. Devletin “tarafsızlık” veya “denge” arayışları, daha sert bir caydırıcılık ihtiyacına dönüştü. Kırım, Ukrayna’nın modern tarihindeki en belirleyici eşiklerden biri olarak kalmaya devam ediyor.
Detaylı anlatım: Ukrayna’nın Tarihi: Kiev Ruslarından, Bağımsızlığa ve Bugüne

