Roma kölelik sistemi, diğer antik toplumlardan (örneğin Sparta) farklı olarak, kölelikten vatandaşlığa geçişe izin veren dinamik bir yapıya sahipti. Bir köle, sahibi tarafından azat edildiğinde (manumissio), ‘libertus’ statüsü kazanır, eski sahibinin soyadını alır ve sınırlı da olsa Roma vatandaşı sayılırdı. Daha da önemlisi, libertus’un çocukları tam ve özgür Roma vatandaşı doğar, devlet kademelerinde yükselebilirdi.
Azatlılar, genellikle ticaret, bankacılık ve zanaat gibi, senatör sınıfının ‘onursuz’ bulup uzak durduğu işlere yönelerek muazzam servetler kazandılar. Petronius’un ‘Satyricon’ eserindeki Trimalchio karakteri, bu sonradan görme, görgüsüz ama aşırı zengin azatlı tipinin en ünlü edebi karikatürüdür. Mezarlarını bile soylulardan daha şatafatlı yaptıran bu sınıf, Roma ekonomisinin itici gücüydü.
İmparatorluk bürokrasisinin gelişmesiyle, özellikle Claudius ve Nero döneminde, imparatorluk azatlıları (Liberti Augusti) devlet yönetiminde bakanlık seviyesinde yetkiler kazandı. Narcissus (mektup işleri), Pallas (maliye) gibi isimler, imparatorun en yakın danışmanları olarak senatörlerden bile daha fazla güç ve servete hükmettiler; bu durum, eski aristokrasi (patriciler) tarafından nefretle karşılandı.
Ancak azat edilmek tam bir kopuş değildi; libertus, eski sahibine (artık onun ‘patronus’u olurdu) karşı hukuki olarak ‘obsequium’ (saygı ve hizmet) borçluydu. Belirli günlerde onu ziyaret etmek, işlerinde yardım etmek ve vasiyetinde ona pay bırakmak zorundaydı. Bu ilişki, Roma’nın ‘patron-yanaşma’ (clientela) ağının temelini oluşturuyordu.
Mezar yazıtlarında sıkça görülen ‘kendi parasıyla yaptı’ (de sua pecunia) ibareleri, azatlıların kamusal hayata katılma ve kendilerini kanıtlama arzusunu gösterir. Fırıncı Eurysaces’in Roma’daki devasa mezar anıtı, bir eski kölenin çalışarak ne kadar yükselebileceğinin taştan kanıtıdır.
Detaylı anlatım: Antik Roma İnsanlarının Günlük Yaşamı

