Yunan mitolojisi savaşın iki yüzünü Athena ve Ares üzerinden ayırır. Bu ayrım, savaşın sadece şiddet değil, aynı zamanda strateji ve düzen meselesi olduğunu anlatan erken bir siyasi felsefedir. Athena, planlı ve meşru savaşı; Ares ise kontrolsüz yıkımı temsil eder.
Athena’nın savaşları şehirleri korumaya, düzeni sürdürmeye yöneliktir. Odysseus gibi kahramanları desteklemesi tesadüf değildir: zeka, savaşın ‘medeni’ biçimidir. Ares ise savaşın sarhoşluğudur; yanında korku ve dehşet dolaşır.
Bu ayrım, antik polis düzeninin kendini nasıl meşrulaştırdığını gösterir. Savaş kaçınılmazdır ama ‘nasıl savaşılacağı’ ahlaki bir sorudur. Athena’nın varlığı, şiddeti hukukla, stratejiyle ve disiplinle çerçevelemeye çalışır.
İlyada’da Ares’in yaralanıp kaçması, kaba gücün kırılganlığını; Athena’nın soğukkanlılığı ise aklın dayanıklılığını simgeler. Mit, savaşın kutsal bir kahramanlık değil, kontrol edilmesi gereken bir afet olduğunu sezdirir.
Bugün bile bu ikilik yaşar: ‘haklı savaş’, ‘savunma’, ‘stratejik hedef’ gibi kavramlar Athena’nın; ‘öfke’, ‘intikam’, ‘yıkım’ ise Ares’in dilidir. Mitoloji, savaşın etik haritasını çok erken çizmiştir.
Detaylı anlatım: Mitolojik Karakterlerin Listesi

