Gaia, Yunan mitolojisinin en temel varlıklarından biridir: Toprağın bizzat kendisi. Zeus’tan, Titanlardan, hatta gökten bile önce gelir. Gaia’nın hikayesi, tanrılar arası entrikadan çok, evrenin nasıl bir ‘aile ağacı’ gibi büyüdüğünü anlatır.
Uranüs’ü (Gökyüzü) doğurur ve onunla birleşerek Titanları, Kiklopları ve yüz kollu devleri (Hekatonkheirler) dünyaya getirir. Uranüs çocuklarını toprağın derinliklerine hapsedince Gaia acı çeker ve isyan planını Kronos’la birlikte kurar. Böylece ilk devrim, bir annenin doğum acısından doğar.
Gaia’nın taraf değiştirmeleri, mitolojide sık görülür: Zeus’a Titanlara karşı yardım eder, sonra Zeus’un otoriterleşmesine kızıp devleri (Gigantlar) kışkırtır. Gaia, bir kişiye sadık değildir; o dengeye sadıktır. Düzen aşırıya kaçtığında, Gaia dengeyi geri çağırır.
Bu yüzden Gaia, modern ‘doğa ana’ romantizmiyle aynı değildir. O hem besleyicidir hem de yıkıcıdır. Deprem, volkan, kuraklık gibi felaketler, Gaia’nın sadece güzellik değil, güç ve öfke de taşıdığını hatırlatır.
Gaia miti, insanın doğayla ilişkisini açıklayan en eski dildir: Doğa, bizim dışımızda bir dekor değil; bizimle birlikte yaşayan, tepki veren, sınır çizen bir varlıktır. Mitolojinin ‘ekolojik’ bilinçaltı burada yatar.
Detaylı anlatım: Mitolojik Karakterlerin Listesi

