Hermes’in doğduğu gün Apollo’nun sürüsünü çalması, basit bir çocukluk şakası değildir; mitik bir “kültür icadı”dır. Hermes, hırsızlıkla ticaret arasında ince bir çizgide durur: kurnazlık, hayatta kalmanın zekâsıdır. Antik dünyada bu zekâ, kutsal bile olabilir.
Hermes’in izleri gizlemek için ineklere ters nal çaktırması, mitin detaydaki ustalığıdır. Bu, “kanıt” ve “yorum” dünyasını doğurur: Gerçek, sadece olan değil; okunandır. Hermes, yorum biliminin (hermeneutik) tanrısıdır.
Aynı hikayede Hermes, ilk liri yapıp Apollo’ya verir ve barış sağlar. Böylece suç, hediyeye dönüşür; hırsızlık, kültür üretir. Mit, medeniyetin bazen hatadan, bazen yasa dışı bir kıvılcımdan doğduğunu sezdirir.
Hermes’in rolü, sınırlar arasındaki dolaşımdır: tanrılar-insanlar, yaşam-ölüm, doğru-yanlış. Bu dolaşım, bilgi akışıdır. Hermes’in olmadığı yerde kapılar kapanır; dünya durur.
Hermes miti, “iletişim”in ve “transfer”in kutsallığını anlatır. Kültür, taşınan bir şeydir; Hermes, taşımanın kendisidir.
Detaylı anlatım: Mitolojik Karakterlerin Listesi

