Marduk, Babil’in baş tanrısı olarak yükselir ve Enûma Eliš’te evreni kuran kahramana dönüşür. Bu yükseliş, dini olduğu kadar politiktir: Babil güçlendikçe Marduk’un kozmik rolü de büyür. Mit, şehir devletinin iktidarını evrenin düzeniyle eşleştirir.
Marduk’un Tiamat’la savaşı, bir kahramanlık destanıdır ama aynı zamanda bir “meşruiyet” belgesidir. Marduk düzen kurma vaadiyle tanrılardan yetki alır; yani iktidar, bir sözleşmeyle verilir. Bu, erken bir yönetim fikridir: Güç, görev karşılığında meşrulaştırılır.
Tiamat’ı yenip evreni kurması, düzenin mimarı olduğunu gösterir. Ardından insanı yaratma anlatısı gelir: bazı versiyonlarda isyancı bir tanrının kanından insanlar yapılır ki tanrılara hizmet etsinler. Bu, insanın mitolojik rolünü netleştirir: emek, kozmik düzenin bir parçasıdır.
Marduk miti, düzenin sadece doğa değil, toplum ve ekonomi anlamına geldiğini anlatır. Tanrılar bile iş bölümü ister; insanlar çalışır, tanrılar yönetir. Mit, sosyal hiyerarşiyi kozmik seviyeye taşır.
Bu yüzden Marduk, “yaratıcı” bir tanrıdan çok “kurucu” bir tanrıdır: Bir düzenin baş mimarı ve o düzenin siyasi merkezidir.
Detaylı anlatım: Mitolojik Karakterlerin Listesi

